Osmanlı Döneminde
İznik

Konumu, Hıristiyanlık tarihindeki önemi, Bizans'a ve Anadolu Selçuklu Sultanlığı'na başkentlik yapması gibi ele geçirilmesini de kışkırtmış olan özellikleri, 1331 yılında alınmasıyla birlikte İznik'i Osmanlı Beyliği'nin payitahtı yapar (5). Kısa süreli de olsa bu paye onun hemen toplumsal, ekonomik ve mekânsal olarak yeniden biçimlenme programına tabi tutulmasına neden olur. Bu ortamda Doğudan aktarılan izlenimler ile bölgenin yapım gelenekleri bir karşılaşma içindedir.

İznik/Nikaia, Osmanlılardan önce iki kez Türk egemenliğinde kalmıştır. İlkinde, 1075 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Süleyman Şah İznik'i ele geçirmiş ve başkent yapmıştır (1, 2). İkincisi ise, 1105-1147 yılları arasında gerçekleşmiştir (3, 4). Kentin Osmanlı egemenliğine dahil olması, Osmanlı Beyliği’nin Bithynia’daki Bizans Devleti sınırlarını sürekli daraltarak, bu topraklarda kendi tarihini başlattığı döneme rastlar.

yesilcami_v2_2.jpg

Osmanlı topraklarına katılmasıyla birlikte İznik'te mevcut mekânsal yapı bu anlamda yeniden biçimlendirilmiştir. Bir taraftan mevcut yapı stoğundan yararlanılırken, diğer taraftan kent Erken Osmanlı Dönemi Mimarisinin örnekleri ile donanmıştır. Bir taraftan yerel yapım geleneğinin ustaları eliyle bölgesel, diğer taraftan doğudan getirilen sanatçılar eliyle doğu kökenli etkiler, XIV. yüzyıl toplum yapısının özellikleri ile bir bileşke oluşturarak fiziki mekânı belirlemişlerdir. Kentte, yapılaşmanın en önemli banisi ise Çandarlı Ailesi olmuştur.

shutterstock_1307324797.jpg

İznik’te çinicilik zanaatındaki ilerleme XVII. yüzyıl ortalarına kadar devam etmiştir. Bu tarihten sonra, bu faaliyete de yansıyan gerileme ile, İznik artık önemsiz bir yerleşmedir (6). Kentin idari örgütlenmedeki yeri bu çöküşe koşut bir durum sunar.

 

İznik’in, Fatih Sultan Mehmet döneminde, sancak unvanı elinden alınmış, daha sonra Bursa Vilayetinin bir kaza merkezi olmuştur. XIX. yüzyılda Hüdavendigar Vilayetinin, Yenişehir Kazasının bir nahiyesidir (1,6). Tarihsel süreçte ortaya çıkan bu idari, ekonomik ve siyasi planda geri kalış, fiziksel bir küçülmeyi ve gerilemeyi de beraberinde getirmiştir. Başka bir deyişle, Türkiye’deki kentlerin geleneksel dokusunu değiştiren ve dönüştüren XX. yüzyılın etkenleri ile karşılaşmadan önce İznik, kentsel niteliğini yitirmesine bağlı olarak, fiziksel anlamda önemli ölçüde tahrip olmuş bir yerleşmedir.

İznik, ülke için önemli ekonomik yatırımların, sanayi yapılarının yoğun olarak yer aldığı bir bölgede bulunmasına rağmen, diğer yerleşmelere göre, bundan daha geç etkilenmiştir. İznik, 1930’lu yıllarda suriçinin ancak üçte birini kaplamakta ve tarihini ancak bir gölge gibi yansıtmaktadır (7). Yine aynı sıralarda, içinde yer aldığı doğal çevre ve bünyesinde sakladığı tarihsel veriler, somut kalıntıları ya da izleri ile de olsa hala bir etki yaratabilmeye devam etmektedir (8).

1. ANHEGGER, R. (1978). İznik. In İslâm Ansiklopedisi. C.V-II. İstanbul: MEB Yayınları. s.1257.

2.SCHNEIDER, A.M. (1943). Die Romischen und Byzantinischen Denkmaeler von Iznik-Nicaea. Band 16. Berlin: Istanbuler Forschungen, Herausgegeben von der Zweigstelle İstanbul des Archaologischen Instituts des Deutschen Reiches. s.2.

3. İNALCIK, H. (1997). Osman Gazi'nin İznik Kuşatması ve Bafeus Muharebesi. In Osmanlı Beyliği (1300-1389). İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 49. s.78.

4. SCHNEIDER, A.M. ve KARNAPP, W. (1938). Die Stadtmauer von İznik (Nicaea). Band 9. Berlin: İstanbuler Forschungen, Herausgegeben von der Abteilung İstanbul des Archaologischen Instituts des Deutschen Reiches. s.6.

5. UZUNÇARŞILI, İ.H. (1982). Osmanlı Tarihi. Cilt I. Ankara: TTK Yayınları. XIII. Dizi-Sa.16a3. s.119-120.

6. RABY, J. (1976). A seventeenth Century Description of İznik-Nicaea. Band 26. Tubingen: İstanbuler Mitteilungen. Deutsches Arkäologisches Institut Abteilung İstanbul.  s.169.

7. SCHNEIDER, A.M. ve KARNAPP, W. (1938). a.g.e., s.1.

8. OTTO-DORN, K. ve ANHEGER, R. (1941). Das Islamische İznik, İstanbuler Forschungen. Band 13. Berlin: Herausgegeben von der Zweigstelle İstanbul des Archaologischen Instituts des Deutschen Reiches, s.8.