shutterstock_1776625367_edited.jpg

Kültürel Miras

İznik, ismini aldığı gölün kenarında, etrafı dağlarla çevrili verimli bir vadide kurulmuş; antik surlarla çevrili, halen küçük bir tarihi yerleşimdir. Kent, çevresinde Tarih Öncesine tarihlenen dört büyük höyüğü; geçtiğimiz yıllarda keşfedilen, su altı arkeolojik varlığı 1500 yıllık bazilikası; arkeolojik çalışmaların halen sürdüğü kent merkezindeki Roma antik tiyatrosu; Helenistik Dönem ızgara plan şemasıyla geçmişin izlerinin son derece görünür olduğu, arkeolojik varlığı oldukça zengin bir kenttir. 

 

İznik, arkeolojik mirası kadar anıtsal yapılarıyla da korunması gerekli bir yerleşimdir. Bu yapılardan belki de ilk akla gelen şehri çevreleyen antik surlar olacaktır. Sırasıyla Selçuklu, Bizans ve Osmanlı devletlerine başkentlik yapmış olan bu kent, bu devletlerin erken dönem sanat, mimari ve kültürel gelişimlerine de ev sahipliği yapmıştır. Kent Helen, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin anıtsal yapılarıyla donatılmıştır.

Hıristiyanlığın erken dönemlerinde büyük öneme sahip olan bu kent, erken dönem kiliselerinin nadide örneklerine ev sahipliği yapmış; Osmanlı egemenliğinde ise erken dönem cami, medrese gibi dini mimarinin örnekleri yine bu kentte yapılmıştır.

 

Bizans ve Osmanlı kültürlerinin gerek kültürel gerek sanatsal yaratılarının eşine az rastlanır bir sentezini sunan İznik, anıtsal mimarinin yanı sıra kırsal mimari mirasıyla da korunması gerekli bir yerleşimdir. Antik Çağdan günümüze değin tarımsal üretimin yoğun şekilde devam ettiği bu verimli topraklarda kırsal yaşam önemini halen korumaktadır. Kır ve kent ilişkisinin görece korunduğu İznik, Türkiye kırsal mimari geleneklerinin nadide örneklerine ev sahipliği yapmaktadır.

 

Tarımsal üretimin yüzyıllardır devam ettiği, zeytin başta olmak üzere meyve üretiminde öne çıkan bu bölge, toprakla kurulan bu köklü ilişkiden doğan zengin bir kültüre sahiptir. Bu yanıyla İznik, etnobotanik araştırmalar için önemli potansiyeller sunmaktadır.

i1-ytH8.jpg.webp
DSCF0446_edited.jpg

İznik, asırlar boyunca süren, ancak Osmanlı egemenliğinde zirveye ulaşan ve kenti dünya çapında üne kavuşturan seramik ve çinicilik sanatıyla özdeşleşmiştir. En geç 14. yüzyıla tarihlenen kentin Osmanlı çömlekçilik geleneği, 16. yüzyılda tekniğinin zirvesine ulaşmıştır. Bu dönemde ünü Osmanlı sınırlarını aşan İznik seramik ve çinileri, Avrupa sanatına esin kaynağı olmuştur (1). 2016 yılında UNESCO'nun 'İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi'ne giren çinicilik geleneği, Türk-İslam sanatının incelikli türü çini sanatının eşsiz örneklerini vermiş İznik'te, geçmişteki kadar olmasa da halen önemini korumaktadır. 

 

İznik zengin ve çeşitli arkeolojik mirası, farklı kültürlerin eşsiz anıtsal yapıları, geleneksel sivil mimarinin zengin örnekleri gibi somut kültürel miras değerlerinin yanı sıra, somut olmayan kültürel miras olarak adlandırılan değerleriyle de önemli bir miras alanıdır. 2021 yılında coğrafi işaretlemesi yapılmış Müşküle iğne oyalarından, geleneksel halk oyunlarına, şenliklerden mutfak kültürüne kadar yaşamın pek çok alanında köklenen bu somut olmayan kültürel miras değerleri, dünya mirası olma yolundaki İznik'in sunduğu zenginliklerdendir.

1. Tinelli, M. (2020). Avrupa ve Akdeniz Bölgelerinde İznik Çömlekçiliği. In Ş. Kılıç & K. Akalın (Eds.), UNESCO Dünya Mirası Olma Yolunda İznik/Nicaea Uluslararası Sempozyumu Bildiri Kitabı (pp. 651–665). Bursa Kültür A.Ș.